Mardin’in Venedik’ten sonra yapı dokusu bozulmamış 2. şehir konumunda olduğunu;

1600 yıllık mabet olduğunu,

Mardin halkının eski zamanlarda mangal ateşi etrafında “Kürsü” denilen düzenekle ısındıkları,

Eski zamanlarda mutfak eşyalarının temizliği için kül, kil ve toprak kullanıldığı,

Bağımsızlıklarını savaşarak değilde kıvrak zekaları ile kazandıklarını,

İlk üniversite eğitiminin Kasım Padişah Medresesinde gerçekleştiğini,

Mardin Müzesinin ilk zamanlarda Patrikhane olarak kullanıldığını, seçim binası, kooparatif binası, sağlık ocağı, çarşı karakolu aşamalarından sonra müzeye dönüştürüldüğünü,

Gümüş işçiliğinin Türkiye merkezi olduğunu ve bu işçiliğe “Telkari” adı verildiğini,

Yemek kültürünün Fransız mutfağından esintiler aldığını,

Sasani kumandanlarından Mardius’un kendi imar ettiğini,

Mardin’in gecelerinde gerdanlığı andırdığını,